Dört Dünya
Edinim, bir bütün olarak, başlangıcı varlık olan madde ve form ile mümkün olur. Ayrıca edinilmiş olan, madde ve formdan yoksun “varlığı” devam ettirir. Bu, var olan her şeyde algılanan (yani veren ve alan dünya) “dört dünya” olarak kabul edilir ve tüm yükümlülüğümüz madde ve form, yaratma ve yerine getirmedir.
Bu böyledir, çünkü yaratılış hepsinin bütünüdür ve aklın algısıyla genişlemez. Ayrıca form, yapılan işi, yani materyalleri, her biri kendi benzersiz formunda olacak şekilde, pek çok detaya böler. Akıl, buna tutunur ve bir şeyi bir şeyden ayırmak, bölmek, farkını bulmak için bunun vasıtasıyla genişler. Çalışmanın amacı budur: var olan her detaydaki karanlığın üzerine Işığın avantajını bilmek, şöyle yazdığı gibi, “Her şey düşüncede belirlenir”
Dört Form: Nokta, Çizgi, Yüzey, Küp
Dünyadaki tüm formlar, her yönden çoğalan bir alan olan nokta, çizgi, yüzey ve küp formundadır. Bu dört form, dünyadaki tüm şekilleri içerir, yeryüzünde var olan her şey, ilim okyanusunda, yani Üst dünyalarda var olur. Bu dünya, yukarı dünyalardan kademe kademe inen manevi dünyaların yansımasından başka bir şey değildir.
Ancak çalışma boyunca, bu dünyadaki varoluşumuz sırasında, maddesel biçimler olmadan algılamadığımız ya da anlayamadığımız dünyasal giysilerle kıyafetlenmezlerse, başka hiçbir edinime sahip olmayız.
Böylece, HaVaYaH ismindeki nokta, çizgi -Yud, Vav ve iki Hey -alan ve küp olan dünyadaki tüm şekilleri içeren bütün Vav’ları ediniriz. Sonuncu Hey, ilk Hey’in ifşasıdır fakat daha fazla maddeleşmiştir yani alan kaplayan bir formdur. Hiç alan kaplayamayan diğer üç form için bu böyle değildir.
Aslında, Yud’un ucu, anlamına gelen bu noktanın başlangıcını ediniriz, bu nedenle bu isim tüm isimlerin kökenidir. Bu demektir ki, her bir isim, vermek ve almak olarak algılanır, çünkü O’nun özünde herhangi bir düşünce ya da algı yoktur. Doğrusu, algı, bize O’ndan gelen etkilerdedir, ‘Yeryüzü, Senin servetinle doludur’ ifadesinde olduğu gibi. Bunda, bütün yaratılış, Onun isimleridir. Konuya özen gösteren ve konuyu, onun kökü ile birleştirmek için çalışan, bu ismi Cennet’e adar. Bu demektir ki, ‘isim’, kişinin, O’nu vereni gözlediği ve bildiği şeydir ve o (gözleye) alıcıdır. Bu, Şamayim’den (gökyüzü/cennet) Şem’dir (isim), Şamayim’den Yam (deniz) ve ‘bunları yaratan’ ifadesinin anlamıdır.
Bu demektir ki, bu dünyada yaratılan varlıkların bir parçası, insanların incelemesi için bir ismi olmaksızın karanlıktadır, bu, O’nun arzusuna karşı gibi görünse de bu, O’ndan gelen bir şeydir. Fakat genel olarak biliyoruz ki, O’nun krallığı her şeye hükmeder ve çalışan o şeye geldiği, içine daldığı ve onu incelediği zaman, bu da O’nun bolluğundan kişiye verilir. Böylece, Yaradan’ın adını kutsar ve kutsal kıvılcım Klipa’dan (kabuktan) yükselir, Şampiyonu ayıran fısıltı budur.
Özümseme ve işçinin düşüncesindeki farkındalık ölçüsünde “İsim” büyür ve kutsallaştırılır.
Genel olarak tüm İsrail buna inanır ve her gün sevgiyle O’nun adıyla iki kez birleşir. Fakat birlik, insanın düşüncesinde tam bir bilinirlik içinde olmalıdır. MAD sürekli yükselip, kişinin farkındalığına her seferinde eklemeler yaptığından, buna Mayin Nukvin (MAN) yükseltmek ve Mayin Duhrin (MAD) düşürmek denir. Ve işçi, yaratılış çalışmasında Yaradan’ın ortağı olur. Yaradan’ın dünyaları yarattığı gibi, o da dünyaları yaratır.
Bu, bütün bir dünya —verme ve alma— ‘dünya’ olarak adlandırılan cennet ve yeryüzüdür. ‘Erdemli, daima yeni bir cennet ve yeryüzü yaratır’ ifadesinin anlamı budur.
Islah Eylemleri
Gerçekte her şey düşüncede belirlenmesine rağmen, iyi işler aşağıdan uyandırılmalıdır. Bu böyledir, çünkü her şey, Kutsallık ve O’nun Krallığı’nın ifşası, Asiya aracılığıyla yayıldığı ve ‘herkes bilecek’ olduğu zaman, gerçek ifşa olan Asiya (eylem) dünyası aracılığıyla genişler. Bu nedenle, tam Segula (güç/çare), uygulamada, Yaradan’ın eşsizliğini her şeyde uyandırmaktır ve bu, tüm ıslah eylemlerinin özüdür.
Üç Taahhüt
Şimdi üç taahhüdün ne olduğunu anlayabilirsiniz. Gözün taahhüdü, dilin taahhüdü ve sünnet (kesilip atılmak). Bu demektir ki, birleşme ve Mayin Nukvin’in yükselmesi, öncelikle insanın düşüncesinde gerçekleşir. Yine de bu bilme, kişinin içsel bilişi, dışsal olarak belirmeden önce tamamlanmış olmaz. Efendi’nin Yüzü arzulanır ve üç yerde belirir: a) gözün taahhüdü b) dilin taahhüdü ve c) sünnet (kesip atma), her biri kendi niteliğine göre. Bazı şeyler, kişinin görüp tutunduğu şeyle, bazı şeyler, söz ya da gerçek eylemlerle tamamlanır.
Sünnette azı karardır. Bunun delili şudur ki ister kendi ister dostu için olsun, gözle çalışmak iyidir. Fakat sünnetle böyle olmamalıdır; bu büyük bir suçtur. Karısıyla ilgili olarak da şöyle denir, “sanki isteksizce”. Bunun sebebi, erkeğin, tüm kutsallığın son derecesi olmasıdır. Bu nedenle kabuk, onun NHY’sini kıyafetlendirir. Bu ısınmanın, ateş olmanın anlamıdır, çünkü bu İsim için ateş (Yod, Hey harfleri) yükselmiştir
Muhtemelen bu, “Gözleri olmayan yakışıklı bir hizmetkar” sözünün anlamıdır. Bu böyledir çünkü bilinir ki, her Partzuf, Üst Partzuf’un NHY’sini kıyafetlendirir ve bu, aşağıda olanın Peh’i (ağız), Üst Olanın Yesod’u (temel, yapı) olarak kabul edilir. Bu nedenle, şunu söyleyebiliriz; aşağıda olanın Eynaim’i (gözler), Üst Olanın Yesod’unun yerindedir. Öyle görünüyor ki Üst Olanın Eynaim’i tamamen kayıptır.
Dolayısıyla bizler, Kutsallığı, sadece göz ve ağız formunda kıyafetlendiririz. Bu nedenle, tüm birliğimiz, sadece bu iki taahhüttedir; ağız ve göz. Bilinir ki Yaradan, bu iki taahhüde güç aşılamıştır—dünyanın tüm şekillerini, birinden diğerine vermek için—yani öğretmenden öğrenciye, yazılı ya da sözel gibi. Öyle anlaşılıyor ki, dünyadaki bütün bilgeliği edinme çalışmasında, dünyadaki tüm bilgeliği dostuna vermek için ağızdan olduğu kadar yazı yoluyla da alma gücü vardır
Dünyaların yaratımı, sadece manevi çalışma içindir… görünüşe göre İsrail’e verilen yüce ve derin ilim. Bu sebeple, insan, yukarıda bahsedilen üç taahhüdü kullanır. Bu yazılı manevi çalışma ve sözel manevi çalışmanın anlamıdır.
Otiot ve Nekudot (Harfler ve Noktalar)
Onların etkilerinin aktarımı, Otiot (harfler) ve Nekudot (noktalar) aracılığıyladır. Göz, sadece kalbin anladığı harfleri ve noktaları algılar. Benzer şekilde, ağız sadece harflerden etkilenir. Bu sebeple ağıza, Hohma’yı (ilim) ihsan etmenin otuz iki yolu vasıtasıyla aldığından, -22 harf ve 10 nokta “Lev” (kalp, aynı zamanda Gematria’da 32) denir, çünkü bu, aslında dünyanın şekilleridir ve içindeki, ilmin sınırlarıyla ve dünyanın varlığını sürdürmesi ile ilgilidir.
Harflerin yapısı, noktalar ve çizgilerden oluştuğundan -her nokta, bir Tzimtzum (kısıtlama) ve her çizgi, bir genişlemedir- konuşma ve yazıdaki her şekli içeren dört harfli isim HaVaYah’ın anlamı budur.
Atzmut (Benlik/Öz) ve Kelim (Kaplar)
Atzmut (benlik/öz), iki çeşit Işığın etrafında döner: 1) İşleten ile ilgili 2) İşletilen ile ilgili. Dişi ve eril, çizgi ve Reşimo, ruh ve beden, kral ve krallık, Yaradan ve Kutsallık, merhamet ve yargının anlamı budur çünkü çalışma, gerçek bir birliktelikle tamamlanır.
Atzmut, Kli’ nin ve onun hazırlığının uyanması ölçüsünde Kli’de belirir ve ona hükmeder. Tüm Nukva konusu, çalışmalarındaki hazırlığa göre, edinenlerle ilgili olduğundan, ZON safhalarının anlamı budur.
Bu iki anlayış, tüm yaratılanlarda kendini gösterir. Ve Atzmut’un doğası şudur ki, o göze, sadece içinde kıyafetlendiği Kli vasıtasıyla belirir. Kli vasıtasıyla tanınır ve Atzmut’un her parçası değil, sadece Atzmut’u kılıflayan Kli algılanır, ‘ve etimden göreceğim’.
Ve Yaradan’ın yarattıklarına yakınlığı, asıl Yaradan olarak ayırt edilen ‘Mattanah’tan Nahaliel’e’ armağanda olduğu gibi, manevi çalışma sayesinde bilinir. Kişi, O’nda hiçbir şekilde düşünce ve algı olmasa bile, O’nu bildiğini söyleyebilir, çünkü sizinle doğmuş olan ikizinizi bildiğinizi söylerseniz, Atzmut’unun kıyafetlendiği Kli’sinden daha fazlasını bilmiyorsunuz demektir.
Ve elbette manevi çalışmanın tüm sözleri ve O’nun rehberliğinin delili olan dua, Tanrısallığın ve doğal tanımanın gerçek ifşasıdır. Bu, “Işık, Yaradan ve İsrail birdir” sözünün anlamıdır.