<- Kabala Kütüphanesi
Okumaya Devam Et ->

191. Düşüş Zamanı

Duydum, 14 Haziran 1938

Çalışmanın başından düşüş zamanına kadar yapılan tüm çalışmalar ve çabalar kaybolduğu için düşüş zamanını tasvir etmek zordur. Yaradan’ın hizmetinde olmanın tadını hiç tatmamış olanlara bu, kendi dışındaymış, yani bu yalnız o yüksek kademelerde olurmuş gibi görünür. Ancak sıradan insanların Yaradan’a hizmet etmekle hiçbir bağlantıları yoktur, onlar yalnız dünyevi şeyleri elde etmek için özlem duyarlar, bu dünyanın akışı içinde, tüm dünyayı bu arzu ile aşındırırlar.

Ancak, onların bu duruma nasıl geldiklerini anlamamız lazım. Nihayetinde kişinin rızası olsa da olmasa da Yaradan’ın cennetinde ve yeryüzünde hiçbir değişiklik yoktur; O daima “iyidir ve iyilik yapar,” şeklinde davranır. O zaman, bu durumdan ortaya çıkan nedir?

O’nun yüceliğini duyurma gereği ortaya çıkar diyebiliriz. Kişinin, O’nu istemiyormuş gibi davranması gerekmez. Aksine, kişi kendisi ve Yaradan arasındaki mesafenin farkına vararak, O’nun haşmetinden korkar şekilde davranması gerekir. Bunu yüzeysel bir akılla anlamak ve de Yaradan ve yaratılış ile bağlantı kurmak zordur.

Ve düşüş zamanında kişi Dvekut (tek ve bir olma) yoluyla, Yaradan’a bağlanmanın ve O’na ait olmanın imkânsız olduğunu hisseder. Çünkü kulluk ve hizmet etmenin tüm dünyaya yabancı bir şey olduğu hissindedir.

Gerçekten de bu böyledir, ama “O’nun yüceliğini keşfettiğin yerde, O’nun alçakgönüllülüğünü de bulursun.” Bunun anlamı; Yaradan’ın bu doğa ötesi ödülü yaratılışa vermesi ve yaratılışın O’na bağlanması ve O’nunla bir olmasına izin vermesi meselesidir.

Kişi yeniden bağ kurduğunda, daima düşüş zamanını hatırlamalıdır. Böylece, Dvekut zamanını takdir edecek, kıymetini bilecektir. Böylece, yukarısı tarafından kurtarılmış olduğunu doğal olarak anlayacaktır.